19 Ağustos 2016 Cuma

Volvo, Yeni S90 ile Gökkuşağının Altından Geçiyor!

2016 Volvo S90 D5 AWD Inscription
Gökkuşağı gördüğümde hala heyecanlanırım. Hele bir de hareket halindeysem, gökkuşağının altından geçmek için istemsizce hızlanırım. Fiziksel olarak imkansız olduğunu bilmeme rağmen, o hayale inanırım ve gerçekleşmesi için olanca gücümle çalışırım.

Yeni Volvo S90'ın Trabzon-Bayburt arasında düzenlenen lansmanında konvoyun biraz gerisinde kaldım ve oldukça kuvvetli bir yağmura yakalandım. Anadolu'nun tükenmeyen güneşiyle takım olan yağmur damlaları, yolculuğumun sonuna doğru bana bir görsel şölen sundu. Evet, gökkuşağını yine geçemedim, ama bu sefer gökkuşağını geçmeye oldukça yaklaşan yeni bir otomobilin içindeydim. 

Bu noktada Volvo Cars'ın 2020 vizyonunu hatırlamakta fayda var: "2020 yılında yeni bir Volvo otomobilin içerisinde kimse ölmeyecek ya da ciddi şekilde yaralanmayacak." 

Volvo'nun 2020 vizyonu, İsveçli markanın altından geçmeye çalıştığı gökkuşağı.

Yeni S90 ise onların bu gökkuşağının altından geçebileceklerine beni inandıran en yeni modelleri


Ön yüz 90 ailesinin duruşunu taşıyor.
S90 Nasıl Bir Otomobil?

Volvo S90, geçtiğimiz yıl tanıtılan yeni XC90'nın bir nevi kardeşi. Dış tasarımda kendini belli eden bu gerçeklik, iç mekana geçtiğiniz bu duruma iyice ikna olmanıza sebep oluyor. XC90'dan farklı olan ise S90'ın daha konforlu ve daha keyifli bir sürüş sunuyor olması.

Lansman boyunca S90la yaklaşık 200km beraber oldum. Bu mesafenin neredeyse yarısında arka koltukta oturdum. S90'ın kabin sessizliği ve konfor anlamında rakiplerinden geri kalmadığına ikna oldum. Deri, ahşap, metal, ve yumuşak dokulu plastikler lüks algımı bir adım ileriye taşıdı. Arka koltuktayken hoşuma gitmeyen tek unsur ise multimedya sistemine erişimimin kısıtlı olmasıydı. Dillere destan Bowers&Wilkins ses sistemini sürücünün yardımı olmadan kontrol etmeyi kesinlikle isterdim. Belki ileride gelecek bir yenilik ile, bir ekran ya da cep telefonu uygulaması vasıtasıyla bu isteğimi arka koltuktan da gerçekleştirebilirim.

Test rotasında kullandığımız modeller 235 bg güç üreten 2 litrelik D5 kodlu dizel motorlara sahipti. Dört tekerlekten çekiş ve 8 ileri otomatik şanzıman ile satılan bu modellerin boş ağırlığı 1.8 tona yakın. Yüksek ağırlığa rağmen, otomobilin 0-100 km/h hızlanması 7.0 saniye sürüyor. Patlayıcı bir gücü olduğunu söyleyemem, ama her hızda homojen bir güçle karşılacağınızın garantisini verebilirim. Dört tekerlekten çekişin de desteğiyle, S90'ın viraj performansı oldukça etkileyici. Asfalt düzgün olduğu sürece onu yoldan koparmak özel emek gerektiriyor. Direksiyon sisteminde de mevcut Volvo modellerine kıyasla göle görülür bir gelişim var. İtiraf edeyim, bir Volvo'nun sürüşü ile ilgili böylesi olumlu notlar paylaşacağımı eskiden hayal bile etmezdim.


Arka tasarım güncel Volvolara kıyasla radikal bir duruşa sahip. 
Pilot Assist'ten Bahsetmeden Olmaz!

Otonom sürüş denince aklamı gelen ilk markalardan birisi Volvo. Bunun ana sebebi mevcut Volvo modellerinde sunulan ve bugüne kadar bana güven sorunu yaşatmayan adaptif hız sabitleme sistemi. Volvo'lar dışında bu sistemi bu kadar güven duyarak kullandığım otomobil sayısı bir, bilemediniz ikiyi geçmez... Yeni S90 ile birlikte standart sunulan Pilot Assist ise adaptif hız sabitleme sistemi deneyimini bir adım daha ileriye taşıyor.

130 km/h hıza kadar çalışan sistem, gaz/fren'in yanı sıra direksiyonu da kendisi kontrol ediyor. Otomobili şeritlerin içerisinde tutarak yarı otonom olarak yol almasını sağlıyor. 

Bu sistemin kusursuza yakın çalışması için otoyol kriterlerine sahip bir yolda ilerlemeniz gerekiyor. Yani bulunduğunuz yolun şerit genişliği, viraj yarıçapları, eğim oranları gibi değerleri otoyol kriterlerini sağlamalı. Bu kriterlerin sağlanmadığı yollarda sistem kusursuz çalışmıyor. Örneğin, bulunduğunuz yol otoban kalitesinde asfalta ve şerit çizgilerine sahip olmasına rağmen otoban statüsünde olamayacak kadar keskin virajlarla donatılmışsa, sistem bu virajlarda otomobili şerit içerisinde tutmakta zorlanıyor. Yol çizgileri okunamadığı durumlarda da kontrolü tamamen size devrediyor. 

Volvo Cars da sistemin henüz yarı otonom olduğununun ve otoyol şartlarında kusursuza yakın çalıştığının altını çiziyor. Sistem çalışırken direksiyona güç uygulamasanız bile direksiyonu tutmak zorunlu! Yani, otomobilde patron hala sürücünün ta kendisi! Makinelerin sürücüleri ele geçirmesi için (tam otonom sürüş sistemi) hala biraz daha zaman var.


İki sanat eseri yan yana.  
Neden Baksı Müzesi?

Bugüne kadar katıldığım tüm ulusal ve uluslararası lansmanlar arasında S90'ın Bayburt'ta düzenlenen lansmanını ilk 3 içerisine kolaylıkla yerleştirebilirim. Lansmanın kurgusu, alt metni, Anadolu'nun eşsiz çoğrafyası, Baksı müzesi ve Volvo Car'ın söylemlerinin paralelliği... Tüm bunlar lansman boyunca etkilendiğim ana noktalardı ve bu noktada Baksı Müzesi ile ilgili biraz bilgi vermemde fayda görüyorum.

Baksı Müzesi, Prof. Dr. Hüsamettin Koçan'in hayalinin bir ürünü. Baksı, müzenin kurulduğu Bayraktar Köyü'nün eski adı. Bayburt, Türkiye'nin en çok göç veren ve okuma-yazma oranının en düşük olduğu ili. Bayburt doğumlu Hüsamettin Bey, doğduğu topraklara vefa borcunu ödemek istemiş. Böylesi olumsuzlukların olduğu bir coğrafyaya 2014 Avrupa Konseyi Müze Ödülü'nün de sahibi olacak olan etkileyici bir müze/kültür merkezini 2010 yılında hediye etmiş. En yakınlarının bile imkansız olarak nitelendirdiğini gerçekleştirmiş. 

Volvo'nun 2020 vizyonu, Hüsamettin Bey'in hayalinde olduğu gibi bugün belki de çoğu insan tarafından imkansız olarak nitelendirilebiliyor. İmkansızlığa karşı yolunda emin adımlarla ilerleyen Volvo Cars, bana sorarsanız Baksı Müzesi gibi bu amacına ulaşacak. 

Başka bir deyişle, gökkuşağının altından geçecek...


--İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar--

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın..